• slideshow1
  • slideshow2
  • slideshow3
  • slideshow4

Kişisel Gelişim İş Dünyası, Psikoloji ve Başarı Portalı

Allah Korkusu

Yorum :0
Kategori : Psikoloji

Bizi kollayan şahsi bir Tanrı fikri, bir varsayım olarak bile, faydalı olmaz mı? Çünkü Tanrı fikrini bırakma düşüncesi beni çok korkutuyor. Neden Tanrı fikrini bırakmaktan korkuyorsun? Anlaşılan Tanrı fikri bir şekilde senin korkmanı önlüyor. O yüzden onu bıraktığın an içinde bir korku hissediyorsun. Bu bir çeşit psikolojik korunma, hepsi bu. Bir bebeğin korkması kaçınılmazdır. Annesinin rahminde korkmuyordu. Annesinin rahminde olan bir bebeğin bir sinagoga ya da kiliseye gitmeyi düşündüğünü veya İncil, Kuran ya da Gita okumayı düşündüğünü duymadım; hatta Tanrı var mı yok mu diye de düşünmez. Ana karnında olan bir bebeğin bir şekilde Tanrı'yla, şeytanla, cennetle ya da cehennemle ilgileneceğini sanmıyorum. Ne gerek var ki? O zaten cennette. Hiçbir şey daha iyi olamaz. Sıcak ve rahat bir yuvada tamamen korunuyor. Ken dini besleyen kimyasallar içinde yüzüyor. Buna çok şaşıracaksın; o dokuz ay boyunca bebek, oransal olarak doksan yılda büyüyeceğinden daha fazla büyür. Dokuz ay içinde o kadar uzun bir yol alır ki, neredeyse bir hiç olarak başlayıp, bir varlığa dönüşür. Dokuz ay içinde milyonlarca yıllık evrim sürecinden geçer, ilk varlıktan günümüze gelir. Bütün aşamaları geçer.   Ve hayatı tam güvence içindedir: Ne çalışma gereği vardır, ne a&ccedi

Osho Yazısı, Sevgi

Yorum :0
Kategori : Sözleri

Sevgi, doğal bir bilinçlilik durumudur. Ne kolay, ne de zordur. Bu sözcükler ona uygulanamaz. Bir çaba olmadığı için ne kolay olabilir ne de zor. Nefes almak gibi bir şey! Kalbin atması, kanın vücudunda dolaşması gibi bir şey.   Sevgi  senin varlığındır. Ama bu sevgi neredeyse imkansız olmuştur. Toplum buna izin vermez. Toplum seni öyle bir şartlar ki, sevgi imkansız olur ve ancak mümkün olan tek şey olarak nefret ortaya çıkar. O zaman nefret kolaydır; sevgi ise sadece zor değil, imkansız olur. İnsan çarpıtılmıştır. Eğer insan en baştan çarpıtılmazsa onu köleleştirmek imkansız olur. Politikacılar ve din adamları çağlar boyunca derin bir gizli ittifak içinde olmuştur. İnsanlığı bir köle topluluğuna dönüştürmek için işbirliği yapmıştır. İnsandaki her türlü başkaldırı duygusunu yok ediyorlar; ve Sevgi bir başkaldırıdır, çünkü sevgi sadece kalbin sesini dinler ve başka hiçbir şeyi umursamaz.   Sevgi  tehlikelidir çünkü seni bir birey yapar. Ama hükümetler ve kiliseler kesinlikle bireyleri istemez. Onlar insan değil koyun ister. Onlar sadece insan gibi görünen ama ruhları derinden ezilip büyük hasar gördüğü için bir daha onarılamaz hale gelmiş kişiler olsun ister.

Osho Yazıları, Masumiyetin Yolu

Yorum :0
Kategori : Kişisel Gelişim

Gerçek sorun cesaret sorunu değildir. Gerçek sorun, bilinenin ölmüş ve bilinmeyenin yaşayan olmasıdır. Bilinene tutunmak bir cesede tutunmaktır. Onu bırakmak için cesarete ihtiyacın yok; aslında cesede tutunmaya devam etmek için cesaret gerekir.   Sadece görmen gerek. Sana tanıdık olanlar, yaşamış oldukların sana ne verdi? Nereye ulaştın? Hâlâ boş değil misin? İçinde derin bir tatminsizlik, derin bir hüsran ve anlamsızlık yok mu? Bir şekilde başarıyorsun; gerçeği gizleyerek, yalanlar yaratarak, tutunmayı, kendini meşgul etmeyi sürdürüyorsun. İşte mesele bu: Bildiğin her şeyin geçmişe ait olduğunu, geride kaldığını net bir şekilde görmek. O mezarlığın bir parçasıdır. Bir mezarda olmayı mı istiyorsun, yoksa canlı olmayı mı? Bu sadece bugünün sorunu değil; yarın da aynı sorunla karşı karşıya kalacaksın; ve ondan sonraki gün de. Son nefesine kadar bu böyle devam edecek.   Bildiğin her şey, biriktirdiklerin: bulgular, bilgiler, deneyimler; onları keşfettiğin an, onlarla işin bitmiştir. Artık o boş sözleri taşımak, o ölü yükünü sırtında taşımak hayatını ezer, hayatını ağırlaştırır; her an seni beklemekte olan o cap canlı, sevinç dolu varlık olmanı engeller.   Anlayışı olan insan her an geçmişine ölür ve geleceğine yeniden doğar. Yaşadığı an sürekli bir dönüşümdür, bir yeniden doğumdur, bir di

Alfred Adler Yazıları, Aşağılık Kompleksi

Yorum :0
Kategori : Psikoloji

İnsan olmanın aşağılık duygusuna kapılmak olduğunu uzun zamandan beri ısrarla belirtmekteyim. Belki de aşağılık duygusunu hissetmemiş insanlar vardır. Belki de bazıları bu ifade karşısında sarsıldılar ve başka bir ismi tercih ettiler. Ben bu ifadede hiçbir sakınca görmüyorum. Çünkü, bildiğime göre, birçok yazar bunu daha önce belirtti. Kendilerini fazla kurnaz sananlar aldandığını göstermek maksadıyla, çocuğun aşağılık duygusunu hissetmesi için daha önce tamlık duygusu hissetmiş olması gerektiğini ileri sürüyorlar.   Yetersizilik duygusu inatçı bir hastalıktır ve en azından bir iş yapıncaya, bir ihtiyaç karşılanmcaya veya bir tansiyon azalmcaya kadar devam eder. Bu, tabii olarak meydana gelen, gelişen ve bir rahatlama çözümünü isteyen ıstıraplı bir tansiyona benzeyen duygudur. Bu çözüm Freud'un iddia ettiği gibi, her zaman hoş olmaz.   Sadece memnuniyet duygusunu doğurabilir. Bu ise Nietzsche'nin görüşüne uymaktadır. Bazı hallerde bu tansiyonun azalması, sevilen bir dostun gidişinden veya ıstıraplı bir müdaheleden sonra olduğu gibi, sürekli veya geçici bir ıstıraba yol açabilir. Bundan başka, genel olarak, sonsuz acıya tercih edilen acı, bir son buluştur. Ancak bir şakacı tarafından hoşmuş gibi düşünülebilir.   Bebekler yetersizlik duygusunu, hayatî isteklerini aralıksız olarak gerçekleş

Yapabilenlerle yapamayanlar arasındaki fark nedir? Neden bazıları akla hayale gelmeyecek güçlükleri yenerek başarılı bir yaşam sürdürürken her türlü ayrıcalığa sahip olan bazıları yaşamlarını çekilmez hale getiriyorlar?

Yorum :0
Kategori : Soru Cevap

 Neye inanırsanız onu garantilemiş olursunuz. Örneğin başarısızlığa mı inanıyorsunuz onu garantilersiniz, başarıya mı inanıyorsunuz oda sizin için garantidir. Başarılı insanlar yaşantılarındaki iyi anları, başarıları, iyi geçirilmiş saatleri algılarken, başarısız insanlar hep olumsuzluklardan söz ederler, başarısız oldukları anları hatırlarlar, sohbetlerinin içeriği acizlikleriyle, acılarıyla, yenilgileri ile doludur. Hep gelecek kaygısından söz eder, gelecekte de başına gelme ihtimali olan felaketleri hatırlar ve çevresine nasihat verir bu olumsuzluklar üzerine yaşanmış bir hayatın tablosundan. Yapılan en büyük ve en ağır yanlışlardan biri başarının bizim dışımızdaki kaynaklara bağlanmasıdır. –Şansım iyi giderse çok zengin olacağım. –Piyango bana &cc

Sınava hazırlanıyorum ama son zamanlarda içimden hiç çalışmak gelmiyor. Tam olarak hangi mesleği seçeceğimden de emin değilim. İsteğimi kaybetmemin sebebi bu olabilir mi?

Yorum :0
Kategori : Soru Cevap

 Tek başınıza, kendi yemeğinizi kendinizin bulup pişireceğiniz, ıssız bir ormanda, bir geziye çıktığınızı düşünün. Eğer bu öylesine verilmiş bir kararsa bir şeyleri eksik yapacağınız kesindir. Ormana gittiniz. Uzun bir yol kat ettiniz. Karnınız acıktı ve bir av arıyorsunuz. Fakat birden bire av malzemelerinizi yanınıza almadığınızı fark ediyorsunuz. Bir ağaç dalından silah yapmayı planlıyorsunuz ve bunun için ihtiyacınız olan bıçağınızın da yanınızda olmadığını görüyorsunuz.  Haritayı çantanızdan çıkarıp dönüş yoluna bakmak istediğinizde yanlış haritayı aldığınızın farkına varmanızla çaresizce yardım bulmak için bağırmaya başlıyorsunuz. Yanıt alamayınca el yordamıyla dönüş yolunu ararken büsbütün kayboluyorsunuz. Eğer hafta sonu için kendinize koyduğunuz bu gezi hedefi gerçekten istediğiniz ve sizi heyecanlandıran bir hedef olsaydı

Son zamanlarda içimin dolduğunu sanki taşmak üzere olduğumu hissediyorum....

Yorum :0
Kategori : Soru Cevap

Son zamanlarda içimin dolduğunu sanki taşmak üzere olduğumu hissediyorum. İçimde yıllardır attığım birikimler sanki taşıyor ve beni boğuyor, kalbimin üstünde bir ağırlık hissediyorum. Doktora gittim ve yaptığı testler sonucunda kalbimdeki ağırlığın ve ağrının fiziksel bir nedeni olmadığını söyledi. Kaçmak istiyorum ama nereye gideceğimi, ne yapacağımı bilmiyorum. Bu konuda bana önerirsiniz? Kaçmak hiçbir zaman çözüm değildir, çünkü kişi nereye giderse gitsin zihninin içindekilerden kaçamaz. İhtiyacınız olan zihninizde olup bitenlerin farkına varıp, gerekli müdahaleyi yapmanızdır. Şöyle düşünün lütfen, hepimiz evimizdeki çöp kutularını döküyoruz. Belediye sokağımızdaki çöpleri süpürüyor. Şehrin çöpleri arıtılıyor. Bilgisayarımızdaki çöp kutusunu boşaltıyoruz. P